Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.



1- Fatiha Suresi: Fatiha suresi yedi (7) ayettir Peygamber efendimizden rivayet edilmiştir, kur'an surelerinin en büyüğü, Fatiha süresi demiştir. O sure el-hamdülillahi rabbil- alemin'dir ki namazlarda tekrarlanan yedi ayet ve bana verilen Kur'ân-dır. Yatarken fatiha süresi'ni  (elham'ı) ve Kul'euzüleri okuyan ölümden başka her müsibetten kurtulur. Kur'anı kerimde fa sız sure fatihayı şeriftir. Her afetten korur, kırk defa (40) yazılıp suda silinerek o sudan içilirse hasta ,se hastalığından kurtulur yüzlerine sürse bin türlü derde devadır. Tehlike vaktinde ondokuz (19) defa okuyan tehlikeden kurtulur. Harflerinin adedince cuma günü yazsa cin ve ins , hayvan ve ateş gibi şerlerden emin olur. Yazılıp yağmur suyu ile silinerek içilse her hastalıktan ve hafakanı kalbten, korkudan kurtulur. Misk ile kase içine yazılıp yağmur suyu ile silinerek sürmeye ilave etse gözleri kuvvetsiz olanlara şifa'dır. Eğer bu sürmeye beyaz horozla siyah tavuk ödü ilave edilse ruhaniyetleri görür. Temiz kaseye yazılıp gül suyuyla silinerek kulağa damlatılsa kulak ağrısından kurtulur. İki (2) rekat namazın her rekatını yedi (7) Fatiha ve üç (3) ihlas (kulhü) okuyup namazını kılsa sonrası her ne dua ederse duası kabul olur. Günde 100 (yüz) kere okuyan her türlü kötü huydan kurtulur şerlerden emin olur ve muradına nail olur zenginliğe erişir. Her müslüman günde, beş vakit namazda, kırk  (40) defa Fatiha süresi okur. Kur'an'ın özellikle işaret etmek istediği bütün duygu, düşünce ve yönelişler Fatiha süresinde toplandığı için, namazın her rekatında okunur.

2- Bakara Suresi: Kur'an-ı Kerimin en uzun suresi olan Bakara süresi ikiyüz seksenaltı (286) ayetiyle çeşitli konuları ihtiva etmektedir ana konuları ise, iki konudur. 1- Birincisi; İslam daveti karşışında, medine'deki israil oğullarının durumu, yani yahudilerin islamı nasıl karşılayıp değerlendirdikleri, İslam toplumuna ve peygamberimize karşı tutumları, münafık ve müşriklerle kurdukları sıkı ilişkileri işleyen bölümlerdir. 2- İkincisi; Çıkış devresinde, İslam toplumunun durumu, israil oğullarının ahde vefasızlığı, tevhid inancının ilk bayraktarı Hz. İbrahim (a.s.)'in mücadeleri ve müslüman cemaati uyaran tebliğ ve tavsiyelerdir, Gerçekten Bakara Süresi; gerçek mü'mini ve takvayı tanıtmış, münafıkların kirli ve hasta ruhlarını tasvir etmiş, ölüm ve hayat gerçeğine dikkat çekerek, ilk insan kıssasından ibretler sunmuştur. Bu arada yahudiler ve ahde vefasızlığın aynı anlama geldiği vurgulanarak .Yahudilerin buzağıya tapma rezaletleri ve basit istekleriyle basit insan karakteri segiledikleri  anlatılmış, kaide ihlallerine örnekler verilmiştir. Surede israil oğulları ve yandaşlarının ihanetlerine rağmen baştan beri tevhid mücadelesi verenler, özellikle Hz. İbrahim (a.s.)'e yer verilmiştir. Yer yer Peygamberimiz ve devrindeki uygulamalara işaret edilmiş. Kıble ve değişimi gerekçeleriyle anlatılmıştır. Bu arada Hac ve umre tatbikatı, iyilik kavramları, kısas, kıtal ve vasiyet, hükümleri, oruç ve hikmetleri işlenmiş . Allah (c.c.) için cihad emredilerek, islam  toplumuna güvenli yaşama yolları aralanmıştır. Kötülükler, içki, kumar sıralanırken, köle ve yetimlerin, İslam sosyal nizamındaki yerleri anlatılmıştır.
3- Ali İmran Suresi : Medine'de nazil olan ve 200 ayetten oluşan Ali İmran suresi, Bedir savaşı ile Uhud savaşı arasındaki zaman süresi içinde Müslimanların Medine'de ki  çetin hayat şartlarını dile getirmiştir. Kesin zaferle sonuçlanan Bedir muharebesinin ardından İslam düşmanlarınca içte ve dışta tahrikler yapılmaya, kin ve hased tohumları ekilmeye başlanmış, yeni tuzaklar kurulmuştu. İşte ağırlığı; Medine islam cemiyetinin ilk yıllarını tasvirle geçen bu sürenin ana konularını dört (4) maddede toplamak mümkündür : 1- Bedir'den sonra uhud savaşına kadar cereyan eden hadiselerdir, ki bunlar daha çok müslümanlarla ehli kitabın  karşılıklı ilişkileriyle ilgilidir. Ehli kitap, İslam'a karşı takındığı tavırla, tehlikeli duruma girmiş , Kur'an'ın telkin Allah (c.c.) inancıyla gerçek din İslam mefkuresine bir türlü yanaşmamıştır. 2- Uhud savaşı ve bu şavaşın cereyan tarzı anlatılmış, düşmanın kışkırttığı bu savaştaki müslümanların durumu gözler önüne serilmiştir. 3- Ehli kitabın, Medine'de müslümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozmaları söz konusu edilerek, onların alışık oldukları bu tür değişmez huylarına dikkat çekilmiştir. 4- Mü'minlere Allah (c.c.) karşısındaki durum ve tutumlarının nasıl olması gerektiği hatırlatılmıştır. Anılan ana maddeler çerçevesinde Âl-i İmrân süresi, Tevhid inancı, Hak din, insan ve inkarı konularına açıklıklar getirmiş, Hz. İsâ, havariler ve hıristiyanlarla ilgili bilgiler vererek ehl-i kitabı tanıtmıştır.
4-  Nisa Suresi : Nisa süresi 176 ayettir ve Medine'de nazil olmuştur. bu süre, kur'anın kurduğu islam cemiyetinin yapısını geliştirmeyi, toplumu korumak için gerekli çaba ve gayretleri harcamayı öngörmüştür. Artık nisa süresiyle cahiliyet devrinin izleri silinecek, artık ve pislikleri yok edilecektir. Bunun yerine, Kur'anın getirdiği yeni güzel esaslar konacak,müslüman toplum, ve müslüman kişi şahşiyeti ortaya çıkarılacaktır. Hakikaten sûre belirtilen hedefleri gerçekleştirmiş, emir ve yasaklar sistemiyle, kurduğu aile nizamıyla, kadın, çocuk, yetim ve yakınlarla ilgili düzenlemeriyle apayrı bir muhteva sergilemiştir. Kadın korunmuş, yetimin hakkı verilmiş, yakın gözetilmiş, miras hukuku tüm yönleriyle konup, işlerliğe kavuşturulmuştur. Toplum fuhuştan arıtılmış, çocuk yetiştirme ve onu koruma imkanları genişletilmiş, ferdler arası karşılıklı ilişkiler düzenlenmiş, sosyal yardımlaşma bütün ayrıntılarıyla esaslara bağlanmıştır. Yani nisa süresi ; islam cemiyetinin dışında kalacakları ve kalması gerekenleri sıralamış, İslam toplumuna düşen vazifelerin neler olduğunu bildirmiştir. Belirtilen temel toplum prensiplerinin yanı sıra sure de cinsiyet bunalımından içki belasına kadar varan cemiyet problemleri anlatırken, Namaz, Teyemmüm ve Hicret gibi meseleler de fıkhî ve ahlaki çerçeveleri için de nazil olmuşlardır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in övdüğü ve öğrenen kişiyi bilginlerden saydığı yei uzun sure arasında  şüphesiz Nisa suresi de vardır. Üstelik bu; Peygamberimizin dünyaya ve dünyada olan şeylere değişmediği beş ayetide içinde bulundurmaktadır.
5- Maide Sûresi : Medine'de nazil olan Maide suresi 120 ayettir. Bu mübarek sure doğrudan ve dolaylı şekilde İslam şeriatı-nın öngördüğü şözleşme ve anlaşmaların genel hükümlerini tesbit etmiştir. Mesela, nikah, mihir,yemin,muahede ve eman açıkça ifade edilirken vasiyet, emanet, vekalet ve icaret (kira) sözleşmeleri genel çerçevesi ile tesbit edilmiştir. Bunların yanısıra Maide suresi, önceki Nisa suresinin getirdiği içki yasasını kesinlikle haram kılarak, öncekinin tamamlayıcı unsuru olmuş, Kur'an'ın duyurulması ve islam'ın yayılmasına başta müşrik ve münafıklar olmak üzere Yahudi ve Hiristiyanların karşı koymalarını anlatmıştır. Buna göre Maide suresinin ihtiva ettiği, temel esasları şöyle maddeleştirmek mümkündür : 1- Allah (c.c), kendisinin hoşnud olduğu bir dinle, İslam'la şeriatını tamamlamıştir. Her ne kadar peygamberler, şeriat ve proğramlarında farklılık gösterseler de temelde Allah (c.c.)'ın dini birdir. Bu din, sağlam bir inanç, düzgün bir ahlak ve davranış üzerine kurulmuştur. Taklid, Allah (c.c.)'ın kabul etmediği en büyük batıldır ve yanlış tutumdur. Dinin,yani İslam'ın ilkeleri, bütün peygamberlerce aynı değişmez biçimde duyurulduğuna göre, peygamberlerin emrettiği ilkeler doğrultusunda dinin hükümlerini yerine getirenler, yahudi, hiristiyan ve sabii de olsalar mükafatlarını Allah (c.c.)'tan alacaklardır.
6- Enam Suresi :
165 ayetten meydana gelen Enâm Sûresi özellikle akaid ve ahkamla ilgili meseleleri ihtiva etmektedir. Bunları şöyle özetlemek mümkündür1- inançlar ve inançların davranışlar üzerindeki te'sirleri anlatılırken müşriklerin iddia ve isnadlarına cevap veren münakaşa ve tartışmalar yapılmış, nihayet şirk putlarının yıkılışını ve şüphelerin ortadan kaldırılışını sergileyen ayetler sıralanmıştır. 2- Aslında peygamberliği ve vahyi perçinleyen, müşriklerin şüphelerini boşa çıkaran bizzat Kur'ân ve ondaki akli, ilmi delillerdir. Böyle olunca Peygamberin risaletini tanımamak ve onu inkar etmek saçmalıktan başka bir şey değildir. 3- Dirilme, ceza ve mükafat kıyamet gününde mutlaka gerçekleşecek mücrimlere azab verilecek, mü'minlere kurtuluş ve nimetler bahşedilecektir. 
7- Araf Suresi : Çeşitli yönlerden faziletlerine işaret edilen Seb'ut Tıval surelerinden biri olan Araf suresi 205 ayettir. Surenin içine aldığı belli başlı hususlar şunlardır. 1- Tevhid, vahy, ve hitablar, peygamberlik ve peygamberler. 2- Ahiret hayatı dirilme, amellerinn tartılışı, cennet ve cehennem ehlinin karşılıklı konuşmaları ve vasıfları. 3- Şeriatın temel ilkeleri, dine uymanın gereği, ilmin akıl ve tefekkür bakımından önemi, genel yasaklar, edeb ve fazilet konuları, Allah (c.c.)'ın varlık üzerindeki hakimiyeti ve varlığına delalet eden işaretler. Toplu  mun insanca yükselmesinde gerekli olan ilahi kanun ve esasları. İ şte tüm bu prensipleriyle A'raf sûresi, müslüman milletlere insanca bir toplum hayatı yaşamalarının canlı inanılır örneklerini vermiş, madde ve menfaatçilik değil, takvayı ön plana alan insaniyeti tavsiye etmiştir.
8 - Enfal Suresi : Hz. Peygamberin  (Bana İncil yerine Mesani verilmiştir) buyurduğu sürelerden biri olan Enfal Suresi, Medinede nazil olmuştur ve 75 ayettir. Bu büyük sure  bedir savaşı hakkında nazil olmuştur. Bedir savaşında meydana gelen bütün gelişme ve olayları sure, aydınlığa kavuşturmuş, cihad ve önemini teyid etmiş, İlahi yardımın çeşitli şekillerde tezahür edeceğini haber vermiş, savaş sonrası elde edilen ganimetin taksim usullerini belirlemiştir. yani ganimetler, savaş ve strajetisi, ilahi yardım, sabır ve sebat savaş sonrası tutum, karşılıklı ilişkilerin düzenlenmesiyle ilgili hükümler, surenin üzerinde durduğu hususlardır. bilinen bir gerçektir ki Enfal sûresinde kaydedilen esaslara uyan müslümanlar, Bedir günü, mutlak bir galibiyete ulaşmışlar, düşmanlarını da korkunç hezimete uğratmışlardı.