Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.


Şifalı Bitkiler Hakkında :
Çoğu bitki ve meyvelerin yan tesirini yine aynı bitkinin kendisinin başka yeriyle telafisi Allah’ın kudret ve azametinin bir delilidir. Sineğin bir kanadı zehir, diğer kanadı panzehirdir. Fındık sivilce ve kaşıntı  yapar, yaprağı ise sivilce ve kaşıntıyı önlüyor. Kayısı isal yapar, kayısının çekirdeğinin içi ise isali önler. Yüce Allah(c.c.) şifa verdiği hastalığın sırrını bitkide belirtmiştir. Şifalı bitkiler bazısının şeklinde, bazen tadında, bazen renginde, bazen kokusunda. Bazı bitkiler koklanınca şifa verir. Bronşları açar, nefes darlığına şifa olur. Cevizi iyice inceleyecek olursak insan kafasıyla karşılaşırız. İçi beyin gibidir, dış kabuğu kafatası, en dıştaki yeşil kabuk kafatasını koruyan saç gibidir. Beyin şeklindeki ceviz içi, beyin için elzem olan gümüş iyonunu bulunduruyor. Bir insan için gümüş iyonu sadece beyine lazımdır o da cevizde vardır. Vücut için elzem bir gıda olna armuta dikkatle bakılırsa böbreğe benzediğini görürsünüz. Böbrek hastaları için vazgeçilmez şifa ve dermandır. Armudun meyvesi, çöpü ve çekirdekleri de faydalıdır.
İçinde sümüksü madde bulunan bitkiler yara ve iltihap üzerine etkilidir. Cilt temizleme özelliğine sahiptir. Sümüksü oluşu bir merhem özelliğine sahip olduğunun işaretidir. Dikenli bitki familyalarını da ele alırsak, ucu sivri iğne gibidir. Bu bitkiler tıkanık damarları çözücü, idrar yollarını temizleyici, karaciğer tıkanıklığını açandır. Bütün ağaçların sakızı dış iltihap, çıban ve yaralar için eşsiz bir merhemdir. Yapışma özelliği, merhem olma özelliğinin işaretidir. Yabani hayvanlar Allah’ın ilhamı ve içgüdüleriyle hastalandıklarında kendileri hastalıklarına şifa olan otu bulurlar. Yabani hayvanlar takip edilerek otların şifasını tesbit etmek mümkündür. Yılan kış uykusundan uyanınca,  gözlerinin açılması için  gözlerini rezene otuna sürter ve gözleri iyi görür. Bu anlayış, bu ilham rezene otunun gözün ilacı olduğunun kanıtıdır. Ayrık otu, genellikle kumlu topraklarda yetişen bir şifa kaynağıdır. Kumda yetişmiş olması böbrek kumları için eşsiz bir ilaçtır. Tadı tiksindirici değildir. Kekikle beraber kaynatılıp tatlandırılarak içilir. (abd) Akbar Kliniğinde yapılan bir araştırma çörek otunun çağımızın vebası olan kansere umut olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bağışıklık sistemleri zayıflamış kişilere dört hafta boyunca günde iki gram çörek otu verilmiş, bu kişilerin kanında ThTS oranı %55 arttığı gözlenmiştir. İkinci bir araştırma bu oranı %72 arttırmıştır. Aynı zamanda kanser hücrelerinin amansız düşmanı olan “Naturel Killer’in” aktivitesi de %74 oranında artmıştır. Zaten batıda doktorlar tarafından önce bitkisel tedavi tavsiye edilir. Batılı doktorlardan netice alamayan Mustafa Kemal Atatürk, hastalığından dolayı ateşi geçmeyince Kel Ali’ye sorar, “Annene sor, o şifalı şeyleri bilir. Ne kullanayım.” demiş. Annesi gül sirkesini tavsiye etmiş. Fayda gören Mustafa Kemal Atatürk, Kel Ali’nin annesine teşekkür etmiştir.
Dünyada 2,5 milyon adet bitki çeşidi vardır. Bunun yirmi bin çeşidi ülkemizde mevcuttur. 1998  yılında sadece Kastamonu'dan beş yüz milyarlık kantaron bitkisi ihraç edildi. Biz o otların çok azını ilaç olarak trilyonlarca liraya ithal ediyoruz. Dağlarımız, taşlarımız bitki hazinesi, madenlerimiz, şifalı sularımız gibi bitkilerimiz de değerlendirilemiyor. Dağlar şöyle dursun, burnumuzun dibindekileri de değerlendiremiyoruz. Caddelerimizdeki parklarımızdaki ağaçlar, defne, çam, mersin, okaliptüs. Mezarlıklardaki şifalı bitkiler;  çam, selvi kozalağı, oğul oto, hatmi, zambak, ısırgan vs. Bu ağaçlar budanıyor, heba olup gidiyor. Gölgede yaprakları kurutulsa ayrı bir gelir kaynağı oluşacaktır. Sade İspanya'da bir yılda kebere bitkisinden on beş milyar dolara yakın gelir elde ediliyor. Her nedense ülkemizde şifalı bitkilere pek de önem verilmediği görülmektedir. Dağlarımız kekikten geçilmiyor. 100 kg. kekikten 3 kg. kekik yağı elde edildiğini biliyor musunuz ? Bitkilerin dillerinden anlayıp onları insan oğluyla tanıştıran bu ilmin yayılmasına vesile olan ecdadı hürmet hizmet saygı ile anıyorum. Tabiatı bir eczane olarak yaratan Allah bir hastalık için binlerce çeşit bitki ve meyve yaratmıştır bir otun bir çok hastalığa şifa olması bir hastalık için binlerce otun mevcut olması yüce Allah'ın bize bir lütfudur. Yüce Allah c.c yer yüzünde olan her şeyi ilk insan ilk elçi ve ilk peygamber olan Hz Adem'e kuran'ın ifadesiyle öğretmiştir. Bu yol göstericilik ve rehberlik bütün peygamberler vasıtasıyla devam etmiştir. Hz Adem'in yetmiş üç dil bildiğini bin adet sanat sahibi olduğunu biliyor muydunuz ? Meyvelerimizin çöplerinin bile bir şifa kaynağı olduğunu biliyor musunuz? Meyveleri soyunca 2-3 gün açıkta kalırsa hemen çürür ve kokar. Biz meyvenin kabuğunu soyup, çöpe atıyoruz. Meyveyi çürümekten koruyan kabuklar bizi de hastalıklardan korur. Ayrıca meyvelere has kokular genellikle kabukta yoğunlaşmıştır. Bu kabuklardan imbikle uçan yağ çıkarılır. Biz ise meyvenin en kıymetli yerini çöpe atıyoruz. Şimdi ise attığımız şifalı çöpleri inceleyelim.
Kenz'ül-Sıhhat: İncir : Öksürük ve safaraya faydalıdır, ciğer ve dalak hücrelerinin yenilenmesine, güzel hizmetler görmesine sebeb olur. Bevli kolaylaştırır (İdrar), incir ve bademle karıstırılır, veya macun yapılırsa daha da ziyade faydası olur bedeni kuvvetlendirir. (işi bilen erbab,bilir). Nar : Tatlısı boğazı açar, gögüs darlığını giderir, akciğerleri temizler. Ekşisi ise ishale iyi gelir, kabuklarıda kaynatılır içilirse ishali kestiği görülmüştür. Ayva : Çok mübarek bir meyvadır. Hamile hatun yerse doğacak yavrunun güzel olacağı hakkında Peygamber  Efendimizin hadisi şerifi vardır, tatlısı mideye kuvvet verir, yemek üzerine yenirse yamaği çabuk hazmettirir, Reçeli nefis olup, soğuk algınlığı geçirenlere, biraz gül reçeli karıştırıp yenirse şifayı çabuklaştırır, öksürüğü keser. Üzüm : Fahr-ı Alem Efendimiz Aleyhisselam Üzüm yeyiniz, neşeli olursunuz buyurdu. Kuru üzüm, öksürüğü keser böbreklere faidelidir. Bilhassa zekai işleri, kafa işleri ile meşgul olanlar, okuyanlar, kuru üzümü ihmal etmemelidir, pekmezi soguk havalarda soba görevi yapar, hoşafı nekahat devresindekiler için ise gayet nafi bir ilaç, gıdadır. Elma : Susuzluğu keser, hazmı kolaylaştırır,(sinop civarında yumurtaya benzer bir çeşit en güzelidir, sinop'tan başka yerde sinop elması olarak bilinir, bir çeşidi vardır. Ekşisi, mide dönmesini önler, Şu an nasılki amasya elması meşhursa eski yıllarda sinop yöresininki biliniyormuş. Kara Erik Kurusu: Ezilir şeker ile karıştırılır yenirse, içilirse terlemeyi keser. Armut : Susuzluğu giderir, yemekten sonra yemelidir. Sinirleri tesgin eder, bir cinsi vardır mustafa bey armudu buda sinop civarında yetişmektedir. Oğul otu (Melissa)  : Ağız kokusunu giderir, tertibi kaynatmalı , kapkara  (siyah) hale getirmelidir, ağzı çalkalamalıdır.Kalbe çok faydalıdır rahatlatır ağrısını giderir. Ispanak : Kaynatılır suyu içilir, kaynamış yaprağını arka bel ağrıyan yere sararsa derhal ağrıları giderir. Isırgan: Otu, yahut kökü, kaynatılıp, şeker ile karıştırılıp içilirse vücuda kuvvet verir. Cinsi kuvveti artırır, daha nice faydaları vardır. Bal ile karıştırılıp yenirse içerse bundan kanse gider çok faydalıdır.Ebu Cehil Karpuzu : Yaban kavunu derler. Yaprağını kaynatıp şeker ile şerbet yapıp bir gram içilirse felce ve sara'ya iyi gelir, meyvesi zehirlidir. Basur Memeleri : 3 Kara helile tanesini, çokça sinameki ile kavurup döğülürse  un gibi olunca bir miktar da şeker karıştırıp çay kaşığı ile yenir ve buna bir müddet devam edilirse bu hastalık geçip gider. Keskin sirke ile de istibra-istinca edilirse yani taharetlenirse söndürür, kurutur. Arpa Ekmeği : Öksürüğe iyidir. Boğaz hıçkırığını giderir. Arpa'yı döğüp, limon suyu ve şeker ile içilirse böbrek taşlarını eritir. Eğrelti otu Kaynatip suyunu az miktarda, devamlı içilirse abdest bozan kurdu ve solucanı çıkartır. Çilek: Karaciğer şişliğini giderir, idrarı kolaylaştırır. Sabah akşam yemelidir. Buğdayı kavurup ununu limon ile karıştırıp içilirse mideyi iyi edip, mide şişkinliklerini def eder. Börülce : Kaynatılıp suyunu içince göğsü açar, akciğerlere nafidir. Tere Otu : Mide ve barsaklardaki kurtları öldürür, mide şişkinliklerini giderir. Çörek Otu : Yelleri giderir, şişkinliği önler. Bal şerbeti ile kaynatılıp içilirse kalb hastalıklarına iyi gelir. Çadır Uşağı Otu : 3.5 gram sirke ile kaynatılıp içilirse dalak şişliğini iyi gelir. Salatalık (hıyar) çekirdeğini döğüp balla karıştırılır yenirse dalağın kanını düzeltir, akciğer ağrılarını ve yaralarını iyi eder, idrarı bollaştırır rahatlıkla tahliye sağlar. Hurma : Bir kimse her sabah 7 tane yese, vücudu mukavim olur, dıştan girecek mikroplara izin vermez. Hardal : incir ile karıştırıp yan ağrılarına ki siyatik yakı gibi yapıştırılırsa ağrıları keser. Bal ile yeseler nefes darlığını giderir, göğüs damarlarını açar. Darül fülfül : Ağız kokularını giderir, kusmayı önler.Haşhaş : Tohumunu kaynatıp, yahut başağını kaynatıp uykusu gelmeyen kimselere içirseler, iyi olur. Zencefil : Zekayı artırır, midenin ve karaciğerin faaliyetini islah eder, Salgı bezlerinin çalışmalarını ayarlar. Mide ve barsaklardaki yelleri sürer, şifa verir. Zeytin Yaprağı : Bu mübarek ağacın meyveleri malumdur, yaprağını da yıkayıp ağızda çiğnenirse, diş etlerini, damakları sıhhate getirir, ağız ağrısı kesilir. Kara Dut :  Mevsiminde pekmezi yapılırsa, bebeklerin ağızlarında hasıl olan, beyazlık peyda eden, emmelerini bile önleyen o ağrıları hemen defeder. Bebelerin ağzına damlatmak bile kafi gelir unutulmamalıdır. Sinameki : Kaynatılır içilirse, kabızlığı önler, rahat def eder. Kaynatılır suyunu aynı miktar zeytin yağı ile karıştırıp hal edip ağrılara sürülmeye devam olunursa ağrıları keser. Semiz Otu : Nöbet şekeri ile içilirse safrayı keser, dalağa iyi gelir. Serçe'nin öd'ünü havyar (balık yumurtası ) ile karıştırıp yenirse erkekliği kuvvetlendirir, vücudu çok zinde eder.  Şalgam : Şişkinlikten şikayet edenler yerse bol bol yeli def eder.  Çam Sakızı : Az az yenirse midenin yellerini ve midedeki hastalıkları giderir. Fındık . Kabuğunu kaynatıp suyunu içseler, balgamı yok eder, nezleyi söker, nezleyi yok eder. İçini kavurup acı biber ile karıştırıp yense, cinsi kudret artar, vücudu takviye eder. Katır Kuyruğu : Otunu kaynatıp, şekerleyip içince idrar rahatsızlığı çekenlere iyi gelir. Karabaş Otu : Kaynatılır suyu az az içilirse ğögüs ağrılarına iyi gelir ve rahatsızlığı yok eder. Zencefil ile birlikte  karabaş otunu kaynatıp, çorba kaşığı ile sabah akşam içince, soğuktan hasıl olan bütün hastalıkları, kırıklıkları giderir. Karanfil : Ağız kokularını giderir, taze süt ile içilirse mideyi kuvvetlendirir. balla yenirse cinsi kudreti artırır. Kızılcık : Mevsiminde yenirse bağırsak yaralarını tedavi eder, safrayı keser, yani safra kesesinin çalışmasını düzenler. Mideye kuvvet verir, yaprağını dövüp, yaralara ekseler iltihapları giderir. Kafuru : Hiç dinmeyen kanı dindirmek için toz haline getirip, kesilen yere akan kan üzerine ekilirse, birden kanamayı durdurur. Gül : Yaprağını ateşli hastalıktan olan baş ağrılarında, baş kısmı ovulursa ağrıları giderir ve ağrı kesilir. Gül reçeli : Gayet şifalıdır, nekahat devresi denilen hastalık şifa bulmaya başladığı devrede, sabah kahvaltılarında yenirse şifa çabuklaşır. Gül ve Menekşe yağları (esansları) : Mikropları dezenfekte eder, akciğerlerdeki mikropları öldürür. Sabah kahvaltılarında üç damlacık içilirse barsaktaki mikropları perişan eder sıhhate faydalıdır. Günlük : Zayıf mideye kuvvet verir,  çiğnenerek yenilirse balgam söker. Havuç : Döğüp, bal ile hal edip yeseler mesanede olan taşları atar. Vücuda kuvvet verir. Yasemin Ağacı : Döğüp,suyunu başa sürseler, soğuk algınlığından olan baş ağrılarını keser. Turp : Tohumunu döğüp, bal ve tereyağ ile karıştırıp macun yapılırsa cinsi kudreti ziyade eder. Aynı terkip yağ ile kaynatıp da yapılabilir. yaban turpu ise bal ile karıştırıp yenilirse boğazı hırlayanın hırıltısı kesilir. Serçe yumurtası : Küle gömülüp, rafadan olunca nasırlı yere sürülürse nasırı derhal yok eder.
Elma kabuğu: Hazmı kolaylaştırır. Öksürük, grip vakalarında kaynatılıp, içilirse çok faydalı olur.
Elma armut ayva çekirdeği : Mikrop öldürücüdür. Mikrobik hastalıklarda da ezilip, kaynatılır, balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir. Elmayı, armudu, ayvayı kabuğu ve çekirdeğiyle beraber yemek bir şifa hazinesidir. Kiraz sapı : Söktürücü özelliği vardır. Adet söktürür, idrar söktürür. Kekikle kaynatılıp, karıştırılıp, balla tatlandırılarak, günde üç su bardağı içilirse zayıflatma özelliği vardır. Nar kabuğu: İshali keser. Kaynatılıp balla tatlandırılarak günde üç su bardağı soğuk olarak içilmeye devam edilir. Kavun ve karpuz kabugu: İç kısmı cildi temizler. Güneş lekelerini giderir. Kavun kabuğu yemeklere atılınca, yemeklerin çabuk pişmesini sağlar.
Şifalı bitkiler hakkında; Resûlullâh (s.a.v.)'ın hadisleri :
Ayva: yeyiniz , yürek sıkıntınızı . Göğüsteki balgamı vesaireyi temizler, kalbe de kuvvet ve şecaat verir (Hamile kadın) yerse doğan çocuğu güzel olur. Kına: kınaya devam ediniz, şüphesiz ki saçınızı, başınızı parlatır, kuvvetleştirir. İnsanın bedenine kuvvet verir, kabirde şahitlik yapar. Mercimek: mercimek yemeye devam ediniz,mercimeği yetmiş peygamber övmüştür. Kanser gibi hastalığı olanlar mercimek ve sığır eti yememelidir. İncir: İncir yeyiniz, eğer idda etsem ki cennetten bir meyve geldi o da incirdir desem, sözümde hanis olmam, hulf etmem, basurdan kurtarır, siyatiğe iyi gelir.  Yumurta Peygamberlerden biri Cenabı Ecelli ve Âlâya zayıflıktan şikayette bulundu . Cenabı Hak o peygamberine (s.a.v.)yumurta yemesini buyurdu. Hardal- Tere Tohumu: Hardal ve Tere tohumuna kıymet veriniz. Cenabı Ecelli ve Âlâ onları her derde deva kılmıştır. Tere tohumu bala karıştırılır, macun gibi yapılır yenirse baş ağrısına şifa verir. Sarımsak : Çiğ sarımsak yeyiniz, Eğer Cebrail(a.s) ile konuşmasaydım ben de yerdim. Turunç : Turunç yemek kalbe kuvvet verir. Kekik- Mürsafi- Yavşan Otu : Evlerinizi kekik otu, mürsafi ve yavşan otu ile tütsüleyin.Nar : Narı, içindeki zarı ile yiyiniz, muhakkah ki o, mideyi dibağat edip, temizler. Pirinç : Yerden biten her bitkide şifa ve zehir vardır. Pirinç ise öyle değildir. Onda yalnız şifa vardır. Nergiz : Nergiz çiçeği koklamaya devam ediniz, zira kalbde delilikten, barastan, cüzzamdan bir habbe vardır. Onları nergizden başka bir şey gideremez. İnek Sütü : İnek sütüne mülazemet ediniz , zira inek sütü her derde devadır. İnek sütüne devam ediniz, zira inek sütü şifa yağı devadır. Reyhan : Reyhan çiçeği kime verilirse alsın; kabul etsin reddetmesin, zira taşıması hafif, kokusu güzeldir. Hindiba : Hindibayı silkmeden yiyiniz, zira cdennetten üzerine damla düşmediği bir gün yoktur, buyurmuşlardır. Et : Et yemek insanın ahlak ve cemalini güzelleştirir. Dünya ve ahirette taamların efendisi et'dir. Hurma : Kim sabahları aç karnına medinenin acve denilen hurmasından yerse o gün ona zehir ve sihir tesir etmez. Buhari Müslim ve Ebu Davud Amr b. Sad (r.a.) dan rivayet etmişlerdir. Hurma yemek kulunçtan kurtarır, Acve hurması cennet meyvelerindendir. Zehire karşı şifadır. Tirmizi rivayet etmiştir. Mantar : Üç beş veya yedi mantar alıp onları sıktım; suyunu bir şişeye koydum, bu suyu (göz ağrısından muzdarip olan) cariyemin gözüne sürme olarak çektim şifaya kavuştu.Tirmizi, Ebu Hüreyye (r.a)'dan rivayetle.  Soguk Su : Sıtma cehennem hararetindendir, ona soğuk su serpmek süreti ile sogutunuz. Buhari, Müslim ve Tirmizi rivayet etmiştir. Sıtma cehennemden bir parçadır, sizden kim sıtmaya yakalanırsa, onu su ile söndürsün. Sabahtan sonra güneş doğmadan evvel akan bir nehire gelsin, suyun aktığı yöne dönsün ve: Allahümme eşfi şafi abdeke ve saddik Resuluke... Duasını okusun. Sabah namazından sonra; güneş doğmadan evvel üç (3) gün üçer defa dalsın.Eğer sıtma üç günde geçmezse beş (5) gün dalsın. Eğer beş gündede iyi olmazsa yedi (7) gün dalsın. Şayet yedi günde de iyileşmezse dokuz (9) gün dalsın ve tekrarlasın. Muhakkah dokuz güne varmadan Allâh'ın izniyle iyi olur. Tirmizi, Sevban (r.a)'dan rivayet etmektedir. Sürme : Sizin en hayırlı sürmeniz (ismid) dir. Gözün kuvvetini artırır ve kirpikleri bitirir. Ebu Davud, Tirmizi ve nesei İbni Abbas (r.a.) dan naklen rivayet etmişlerdir. Zeytin Yağı : Resulu Ekrem Zatülcenb olanlara zeytin yağı ve veres denilen bitkiyi tavsiye ederlerdi. Tirmizi, Zeyd bin Erkam (r.a) dan naklen rivayet etmiştir. Resulu Ekrem zatülcenb hastalığına karşı ûdihindi ve zeytin yağı tavsiye buyururlardı. Tirmizi, Zeyd bin Erkam (r.a) dan rivayet etmiştir. Yapılışı ve sureti istismali: Udihindi toz haline getirilir ve zeytin yağına karıştırılarak bir mayi haline getirilir. Hastayı soğuktan korumak sureti ile üç (3) saatte bir beş dakika müddetle hastanın sag tarafına sürülerek oğulur. Zeytin yağını içiniz ve yağlanınız. Zira o mübarek ağaçtandır. Sinameki : Resûlü Ekrem Efendimiz : Esma b.Umeys (r.a.) 'a ne ile ishal oluyosun ? şübrüm - Sinameki ile dedi. Resûlü Ekrem: O nun tabiatı sıcak ve akıtıcıdır, buyurdu. Esma b.Umeys (r.a.) amel (ishal) olmak icab ederse hep sinameki ile olurdum. Resûlü Ekrem, Eğer ölüme şifa veren bir şey olsaydı o da sinameki olurdu, buyurmuştur. Tirmizi Esma b.Umeys (r.a.) dan naklen rivayet etmiştir. Yapılışı ve suret istismali: Sıkmak veya kaynatmak sureti ile suyu elde edilir. Yatarken veya sabahları aç karnına birer bardak içilir. Yahut sinameki, tereyagı ve bal ile macun yapılarak yutulur (yenir). Çöre Otu : Çöre otuna kıymet verinizmuhakkak ki, o ölümden başka her derde deva şifadır. Tirmizi, Ebu Hüreyye (r.a.)'dan rivayet etmiştir. Udihindi :Bu Udihindiye kıymet veriniz onda yedi (7) hastalık için şifa olduğu muhakkaktır. Boğaz şişliği (bademcik) tozu zeytin yağına karıştırılır, buruna damlatılır. Zatülcenb'de tozu içilir. Buhari, Müslim, Ebu Davud Ümmü Kays (r.a.)'dan rivayet etmiştir. Davud'u Antaki diyor ki : Bir misgal (4.81 gr.) ûdihindi içilirse mide hastalığını ve hararetini giderir.Tozu su ile içilirse karaciğer sancısını keser. Kabak : Aişe validemiz anlatıyor : Resulullah ile evlenecemde annem beni şişmanlatmak için çeşitli ilaçlar yapmasına rağmen hiç birisi ile şimanlamadım, ancak (validemin) bana kabakla hurma yedirmesi ile en güzel şekilde şişmanladım. Ebu Davud, Nesei Aişe (r.a.)'dan naklen rivayet etmişlerdir. Kül : Resûlü Ekrem Efendimizin (Uhud savaşında) mubarek başları yaralanıp, dişi kırıldığı vakit Hz. Ali (r.a.) bir kabla su taşıyor, Fatıma (r.a) da Resûlü Ekrem Efendimizin mübarek kanını yıkıyordu. Fatma (r.a.) baktı ki kan durmuyor, bunun üzerine bir hasır parçası alarak yakıp külünü yara üzerine koydu ve kan da durdu. Buhari, Tirmizi Sehl b. Sad (r.a.)'dan naklen rivayet etmiştir. 
Hayatül Hayvan :