Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.



İmam Ahmed,Ebu ya'la ve İmam Malik; Hüneys temimi oğlu, Abdurrahman'dan şöyle naklediyor; Temimi oğluna sorulur  Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), zamanında bulundunuz mu ? O cevap verir evet onun zamanını idrak ettim der yine ona pekiyi öyle ise Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)'e cinler sarıp nispet yaptıklarında Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)'e nasıl davranmışlardı? diye sorulur, cevap Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)'i dağlardan ve vadilerden su gibi akıp gelen şeytanlar sarmışlardı.Bunlardan birinin elinde ateşten yanan bir meşale vardı. Bununla Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)'in yüzünü yakmak ve dağlamak istiyorlardı. O sırada Cebrail (aleyhisselam) görünerek Ey Muhammed! Benim söylediklerimi söyle dedi ve şu duayı talim buyurdu.

Eûzü bi kelimatillahi't-tammati min şerri mâ halaka vezeree ve berae ve min şerri mâ yenzilü mine's-semai ve min şerri mâ ya'rücü fîhâ vemin şerri fitnetilleyli ve'n-nehari ve min şerri külli târıkın illa târikan yatruku bi hayrin ya rahman. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu duayı okuyunca şeytanın elindeki ateş sönmüş, hepside hep birlikte oradan kaçmışlardı.Hıcr suresi 26-27 ayetlerinde .Biz insanı pişmemiş çamurdan değişmiş cıvık balçıktan yarattık.Cine gelince onuda insandan daha önce vücudun gözeneklerine nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık. Ey İbni Ömer, dinine sahib ol, dinine sahib ol! Bil ki o, seni ayakta tutan bedenin, damarlarında akan kanındır. Dinini kimden aldığına iyi dikkat et. İstikameti doğru olanlardan al, yanlışlardan alma. 

Rivayet ediliyor ki İblis, Hz. Musa´ya (a.s) rastladı ve ona şöyle dedi: Ya Musa! Sen o kimsesin ki Allah Teala seni peygamberliğine seçmiş ve seninle konuşmuştur. Ben de Allah´ın bir mahlukuyum. Günah işledim ve tevbe etmek istiyorum. Bu bakımdan rabbimin yanında bana şefaatçi ol ki rabbim tevbemi kabul etsin. Musa (a.s) Olur´ dedi, sonra dağa çıkıp rabbi ile konuştuğu zaman oradan inmek istedi. O vakit Allah Teâlâ, Musa´ya ´Ya Musa! Emanetini yerine getirdim. O halde git kendisine söyle, tevbesinin kabul olunması için gitsin Âdem´in mezarına tâzim secdesinde bulunsun. Bundan sonra Musa (a.s), İblis´e rastladı ve kendisine dedi ki: Ya İblis! Senin dileğin kabul edildi. Tevbenin kabul edilmesi için, Âdem´in kabrine secde etmekle emrolundun Bu söz üzerine İblis öfkelenip böbürlendi ve dedi ki: Âdem hayatta iken ben ona tâzim secdesi yapmadım. Kaldı ki şimdi ölmüşdür. Şimdi ben ona secde mi yapacağım Sonra dedi ki: Ya Musa Sen rabbinin yanında benim için şefaatte bulunduğundan dolayı senin bende bir hakkın vardır. O halde o hakkını ödemek için sana şunları tavsiye ediyorum. Beni üç şeyin yanında beni  hatırla. Böyle yaptığın takdirde o üç şeyde seni helâk etmeyeceğim: 1. Öfkelendiğin zaman öfkenin benden geldiğini hatırla. Çünkü o anda benim ruhum senin kalbinde, gözüm senin gözündedir ve ben sende, kanın dolaştığı yerlerde dolaşmaktayım. Öfkelendiğin zaman beni hatırla! Çünkü insanoğlu öfkelendiği zaman ben onun burnuna üflerim, o âdeta ne yapacağını bilmez bir şaşkına döner. 2. Düşmanla karşı karşıya geldiğin zaman beni hatırla! Çünkü ben o anda âdemoğluna gelir, ona zevcesini, çocuğunu hatırlatırım. O arkasını düşmana çevirip kaçıncaya kadar, yakasını bırakmam. 3. Sakın mahremin olmayan bir kadının yanında oturma! Çünkü ben o kadının sana gönderilmiş elçisi olurum! Senin de ona gönderilmiş elçin olurum. Seni onunla ve onu da seninle fıtnelendirinceye kadar elçilik vazifeme devam ederim.

Kur'an-ı Kerim tetkik olunduğu zaman, cinnin yalın bir ateşten hem de çok zehirli bir ateşten yaratıldığı görülmektedir. Ateşten yaratılmış, muhtelif şekillere girebilen cism-i latif diye tarif edilen cin, bir Hadis-i Şerifte şöyle açıklanmıştır. Melekler, nurdan, cinler, dumanı kesilmiş dumansız yalın bir ateşten yaratıldı. Adem (aleyhisselam) ise, size vasıf olunan topraktan yaratıldı. Ateş üç şeyi bünyesinde toplamıştır: Nur, duman ve alev. Nurun ışığı, dumanın karartısı, alevin de zarar verici bir hali vardır. Ateşten yaratılan cin, mahiyetindeki hususiyetlere göre, iman ve salaha küfür ve dalalete müsait bulunmaktadır. Bu itibarla cin taifesinden mü'min olan da vardır, kafir olan da bulunmaktadır. Onların salihleri de, kötüleri de mevcuttur. Cinin yaratıldığı zamana açıklık getiren bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulmaktadrr: "Andolsun ki biz, insanı kuru bir çamurdan suretlenmiş bir balçıktan yarattık; cânnı da daha önce çok zehirli bir ateşten halk ettik (yarattık).

Cinlerin mahiyetleri cism-i latif olduğu için Peygamberler ve velilerden başkası cinleri yaratıldıkları surette göremezler. Gerek cinlerde gerekse şeytanlarda yiyip içme vardır. Bu hususu sahih hadisler ortaya koymaktadır. Peygamber (sav) Efendimiz buyuruyorlar ki: "Şeytan hiç şüphesiz, sol eli ile yer, sol eli ile içer." Şeytan, besmele çekmeden yemeğe oturanların sofrasına sokulur ve onlarla birlikte yemeğe başlar. besmele çekmeyi unutsanızda kalkmadan aklınıza gelir gelmez besmeleyi çekin, ve o yemeğe devam edin ki şeytanlar ortak olamasınlar. Her kim hayvana binerken, helal yola gitmeyi değil de, aksini isteyerek binerse (binek aracı anlamında), bende onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek dostu olurum. Bu da ayeti kerime ile sabittir ki. Allah-ü Teala bana şu emri verdi, Onlar üzerine suvarilerinle, piyadelerinle, yaygara çıkart. 17/64. Çünkü Allah'dan dilediğim olan on dilek arasında bunuda diledim.


O, (şeytan) onlara vaatlerde bulunur, onları kuruntulara düşürüp boğar. Şeytan onlara kuru bir aldatmadan başka ne vaat eder. İşte şeytana uyanlar isenisa süresinde: İşte onların varacakları yer, cehennemdir. Oradan kaaçacak yer de bulamayacaklardır. Diğer bir ayette: Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Onun dışındaki  (günahları) ise, dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa o, gerçekten çok derin sapıklığa dalmış olur. Onlar  Allah'ı bırakıp yalnızca tanrıçalara taparlar. Onlar ancak inatçı şeytana tapmaktadırlar. Allah onu lanetledi, o da şöyle dedi: Yemin olsun, kullarından belli bir bölümünü alacağım. onları muhakkah saptıracağım, kesinlikle olmayacak kuruntularla onları aldatacağım, onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını delecekler, yine onlara emredeceğim Allah'ın yarattığını değiştirecekler. Kim Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinirse kesinlikle apaçık bir hüsrana düşmüş olur. O, (şeytan) onlara vaatlerde bulunur onları kuruntulara düşürür boğar, şeytan apaçık boş bir aldatmadan başka ne vaat eder? İşte onların varacakları yer cehennemdir. Oradan asla kaçacak bir yer de bulamayacaklardır.
Şeytan (İblis) Hz. Ademe secde et denildiğinde etmemişti ve allah'a karşı gelmişti belki daha o anda helak olacaktı  ama kaderin çizdiği yol bir başkaydı. Şeytanın ondan ne haberi olacak, işte iblis bu habersizlik içinde sultandan helak olmaması için mehil (süre, zaman) istedi . Ve bu isteği kabul olundu ta ki küffar güruhunu cehenneme kadar götüre, onlara önder olacak. Ve bir asa ola ki: Günahkarlar ona dayanacak. Şeytanın kalması da, bu sırrın muhafazası için gereklidir. Şöyle ki: Adem ve evladından günahlara dalıp giden olursa. Hak yoldan kayar çıkar giderse. Ancak şeytan onları sapıttı.3/155. Şayet bir kötü amel işleyen olursa; İşte bu, şeytan amelidir. 28/15, diyebilsin ve kader  sırrı da böylece ehli olmayanlardan kolayca saklanmış olsun. Aradan biraz zaman geçmişti  Adem ve İblis, yine kader-i İlahinin bir gereği olarak aynı geçitte birleştiler. Yani masiyet geçidinde Şeytan kendisine verilen emri ifa etmemişti. Adem ise kendisine yasaklanan yememesi gereken meyvedden yemişti ve yasağa uymamıştı. Takdiri ilahi gereği çizilmiş kader onları bir araya getirmişti ve kaderleri birleşmişti.