Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.


Bismillahirrahmanirrahim  :
Elhamdü Lillahi Rabbil alemin Vessalatü vesselamü ala seyyidina Muhammedin Hatemil Enbiyai Vel Mürselin Ve ala alihi ve sahbihi ecmain, Manevi İlimler. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a. Salat ve selam Peygamberlerin sonuncusu olan Efendimiz Muhammed (s.a.v.) e Ve o nun Aile efradı ile bütün ashabına olsun Ali İmran 102 ayetinde.Ey iman edenler inanan kullar Allah tan ona yaraşır bir şekilde korkun ve ancak müslüman olarak ölün  .buyrulmustur Nisa süresi1 ayette .Ey İnsanlar sizi tek bir kisiden yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun .Adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah tan korkun ve akarabalık bağlarını kırmaktan sakının Şüphesiz Allah sizin üzerinize gözetleyicidir. Ahzab süresi 70 ve 71 ayetlerinde.Ey inananlar Allah tan korkun ve dogru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allaha ve Resülüne itaat ederse büyük bir başarıya ermiş olur. Zuhruf suresi 36 ayetinde şöyle buyurmaktadır. Kim Rahmanın zikrini görmemezlikten gelirse O na bir şeytan saldırtırız artık o nun yanından ayrılamz ve ona sürekli kötülükleri telkin  eder ve şeytan onun arkadaşı olur.
Hazreti Ali nin bir kelamı alisi: Evvelce Allah tarafından ne kadar kitap indirilmisse hepsi Kur'an da mevcuttur.Kur'an da ne mevcut ise tamamı  Fatiha da  bunda da ne varsa besmelede yani bismillahirrahmanirrahiym de ne varsa Be dedir Be de ne kadar ilim ve esrar toplanmışsa hepsi Be nin noktasındadır ve ben de Be nin altındaki noktayım diye buyurmustur Hz Ali (k.v) Bu ilimler de bir de ebced ile başlayıp cifir ile devam eden ve ismi harf ilmi olarak bilinen ledün ilmi ve hal ilmi ile birleşen ve bunların tamamının özünü kapsayan özün özü dediğimiz sözün sırrı gelir. Ehli isen dinle marifetten hikmet eyle velakin bu anlatacaklarım öyle kişiler içindir ki; onlar anlatacaklarımızı anlar ve de hakkıyla uygular. Bu yazdıklarımızı kavramaya çalış basit bir ilimmiş gibi yırtıp atma anlatacağım şeyleri anlatmam tabi ki olanaksız. Çünkü boynumuzda vebal olur,anlayan olur anlamayan olur, nasihate uyan olur uymayan olur, ehli olana kapalı kapı yoktur, kalbi saim olana rumuza gerek yoktur. Bu anlatacağımız olayların gerçekleşmesi ile değil olayların olacağı zamanların yaklaşmasıyla anlayacaksınız. Biz bu imajları ve manaları sisle kaplı bir vadiye dağıttık ama bu gerçekleri ruhsal saflığa ve hikmete ve marifete ulaşmış mütevazi insanlardan saklamadık hatta açıkça anlattık. Hele nur yüzlü insanlardan hiç saklamadık. Yüzünde nur olanın kalbinde hikmet pınarları vardır. Kalbe akan ilhamlar beyinde inkişaf eder, ruhunda ilim deryasına dönüşür. Sen o derya da bir gemi aklın ve vicdanın da kaptanın olur ve bunlar ruhun da ve ruhun da Ruh’u Sultan’da son bulur. Kendine kaptan yaparsan nefsini yolculuğun ve seyrin Şeytan ile birlikte yok olur.
Çünkü; bura da tarif ettiğim o asil insanlar yani ruhunu Ruh’u Sultan’a bağlayanlar onlar hiç ölmezler oysa nefsini Şeytan’a bağlayanlar hiç yaşamadılarki. Ruhunu Ruh’u Sultan’a bağlayanlar o yüce bilgiye ulaşanlardır. Nesh: Lügat manası: İzale, bertaraf, ibtal ve yok etme; izale edilen şeyin yerine başka birinin konulması veya konulmaması, nakletme, kaldırma, hükümsüz kılma, istinsah etme, değiştirme, tahvil etmedir. Nesehe fiilinin mastarıdır. Nesh kelimesinin bu manalardan hangisinde hakikat, hangilerinde mecaz olduğu konusu ihtilaflıdır. Bazı ilim adamları “izale ve iptal etme” manasında hakikat, diğerlerinde mecaz olduğunu söylemektedirler. Şer’i manası: Bir nassın hükmünün ya yerine bir nass gelerek veya hiçbir nass gelmediği halde belli bir zaman sonra kaldırılmasıdır. Bu önceki farzla amel etme müddetini, bu farzla amelin ne zaman bittiğini ve sonrakiyle amelin ne zaman başladığını belirtir. Onun ne zaman biteceği Allah katında bilinir, fakat biz onun hükmünün sürekli olacağını düşünürüz. Onu nesheden ayet gelince onun hükmünün bittiğini anlarız. Bu da bizim ilmimizde bir değişmedir. Fakat Allah katında bir değişme yoktur. Mukaddes bir metnin ilgası manasında da kullanılır. Bu şekilde kendinden önceki hükmü kaldırılan delile nasih, hükmü kaldırılan delile de mensuh denilir. Keza günlük konuşmalarımızda da, güneş gölgeyi izale etti, ihtiyarlık gençliği giderdi, asırlar ve zamanlar birbirlerini neshetti gibi lafızları kullanmaktayız. Ruhların bir bedenden diğerine intikaline inananların kullandığı tenasuh kelimesi de, intikal manasını ifade etmektedir. Bir kitabı istinsah etmek te nakilden başka bir şey değildir. İşte nesh kelimesi, şu yukarıda verdiğimiz manalardan her biri yerinde kullanılabilir. Bazıları, onun bu çeşitli manalarda kullanılışının mecazi olduğunu söylemişlerdir.
Nasuh ve Mensuh İlminin Önemi:
İcaz kitabının yazarı şöyle dedi: Sahih senedle rivayet edilmiştir ki Ali (r.a.) mescitte insanlara İslam’ı anlatan bir adam gördü. Ali ona: “Sen nasih ve mensuhu biliyor musun?” diye sordu. Adam: “Hayır, bilmiyorum.” dedi. Ali ona: “Sen helak oldun ve insanları helake sürüklüyorsun.” dedi. Ondan sonra adamı mescitten çıkarttı ve ona bir daha insanlara İslamı anlatmayı yasakladı. Bu rivayetin benzeri Abdullah İbn Abbas hakkında rivayet edildi. İbn Abbas hakındaki rivayette ise, Adam nasih ve mensuhu bilmediğini söyleyince İbn Abbas onu tekmeledi ve ona: “Helake uğradın ve insanları helake sürüklüyorsun.” dedi. Kime hikmet verilirse ona çok hayır verilmiştir. Bakara: 2/269 ayeti hakkında İbn Abbas şöyle dedi: Ayetteki hikmet’ten kasıt, Kur’an’ı, nasih ve mensuhu, muhkemi-müteşabihi, mücmeli-mufassalı, daha önce nazil olanı-daha sonra nazil olanı, haramı-helali ve Kur’an’da verilen misalleri bilmektir. Huzeyfe İbn Yeman (r.a.) şöyle dedi: “İnsanlara fetva veren kişiler üç türlüdür.
1) Kur’an’ın nasihini ve mensuhunu bilen kişi. 2) Kadı olarak tayin edilmiş ve başka çaresi olmayan kişi. 3) Fetva makamına layık olmayan fakat fetva veren kişi. Ben birinci ve ikinci kişilerden değilim. Üçüncü kişi olmaktan da Allah’a sığınırım.” Şeyh Hibetullah İbnü Selame Nasih ve’l-Mensuh kitabında şöyle dedi: Selef alimlerinden şöyle bir söz nakledilmiştir: Kitap ilmini öğrenen fakat nasih ve mensuhu bilmeyen kişinin ameli eksiktir. Çünkü böyle bir kişi yasaklananla emredileni, mübah olan ile haram olan şeyleri karıştırır.