Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.


Ledün İlmi :

Süleyman aleyhisselam sebe melikesinin tahtını bana kim getirebilir dedi. Cinlerden bir ifrit Sen yerinden kalkmadan önce onu getiririm buna gücüm yeter dedi. İlmi ledün ilmi bâtın sahibi olan vezir asaf bin berhiya ise gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm dedi ve bir anda getirdi. Neml 38-40 Süleyman Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki Ey insanlar bize kuşların konuşma dili öğretildi ve bize her şeyden bol bir nimet verildi. Gerçekten bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman'a cinlerden insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. Neml Suresi 16-17 Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş ler de gören şeytanlardan kimseleri de emrine verdik.
Enbiya Suresi 82 Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Sebe Suresi 12 Andolsun biz Davud'a tarafımız'dan bir fazlı üstünlük verdik. Ey dağlar onunla birlikte beni tesbih edip yankıyla ses verin dedik ve kuşlara da aynısını emrettik. Ve ona demiri yumuşattık. Geniş zırhlar yap onları düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben sizin yaptıklarınızı görenim diye vahyettik. Sebe Suresi 10-11 Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.Sad Suresi 20 Onunla birlikte iki genç de zindana girmişti. Biri Ben rüyamda kendimi şarap sıkıyorken gördüm dedi. Öbürü Ben de kendimi başımın üstünde ekmek taşıyorken gördüm kuş da ondan yemekteydi dedi. Bunun yorumundan bize haber ver. Doğrusu biz seni iyilik yapanlardan görmekteyiz. Yusuf Suresi 36 Ey zindan arkadaşlarım ikinizden biri efendisine şarap içirecek diğeri ise asılacak kuş onun başından yiyecek. İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz iş artık olup bitmiştir. İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki Efendinin katında beni hatırla. Fakat şeytan efendisine hatırlatmayı ona unutturdu böylece daha nice yıllar Yusuf zindanda kaldı. Yusuf Suresi 41-42
 
Bu gömleğimle gidin de babamın yüzüne sürün. Gözü yine görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin. Kafile Mısır'dan ayrılmaya başladığı zaman babaları dedi ki eğer beni bunamış saymıyorsanız inanın Yusuf'un kokusunu burnumda tüter buluyorum. Allah adına hayret dediler. Sen hala geçmişteki yanlışlığındasın. Müjdeci gelip de onu gömleği onun yüzüne sürdüğü zaman gözü görür olarak sağlığına dönüverdi. Yakup dedi ki ben size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi. Yusuf Suresi 93-9İlmi ledün veya ledünnî ilim, Allah ile ilgili bilgi ve sırlara ait ilim gayb ve mârifet ilmidir. Allah âyeti kerîmede meâlen buyurdu ki Orada kendi indimizden bir rahmet vahiy ve nübüvvet veya uzun ömür verdiğimiz ve ona ledünnî ilmi öğrettiğimiz kullarımızdan birini Hızır'ı buldular. Kehf sûresi 65
 
Hem Sa'lebî'nin hem de İmâmı Rabbânî'nin ifâde ettikleri gibi Hızır aleyhisselâm güzel ahlâk sâhibi cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allah'ın izni ile kerâmet ehli olup kimyâ ilmini bilirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünnî ilim verilmişti. Muhammed Pârisâ İlmi ledünnî verilmesinde Hızır aleyhisselâmın rûhâniyeti vâsıta olmaktadır, buyurmuştur.
Senâullahı Dehlevî bu ilim hakkında şöyle demektedir Ledünnî ilim çalışmak ve gayretle ele geçmez. İhsân edilen kimselere mahsûstur. Umûma şâmil değildir. Peygamberlere verilen ilimler ve vahyedilen şeyler ise umûma şâmildir ve herkesi ilgilendirir. Yâni peygamberler bunları gönderildikleri kavimlere tebliğ etmekle bildirmekle vazîfelidirler. Bu bakımdan peygamberlerin ilmi ledünnî ilminden üstündür.
 
Seyyid Abdül hakîm Arvasi ise şunları ifâde etmektedir Emîr Sultan hazretleri ledünnî ilme sâhipti. Bu ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinde olan bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını bir denize bakmakla damlalarının adedini bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir. Kıyamet yaklaştıkça insanlar dinden uzaklaşmaya başlamaktadır. Eskiden kerameti görülen evliya çoktu. Fakat dinden uzaklaştıkça evliya azaldı kerametler görülmez oldu. Ledün ilmi unutuldu. Sapıklar 
çoğaldı, keramet inkâr edilmeye başlandı. Kerametin hak olduğuna Kur’anı kerimden örnekler
 
1-Hz. Süleyman Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir dedi. Cinlerden bir ifrit Sen yerinden kalkmadan önce onu getiririm buna gücüm yeter dedi. İlmi ledün ilmi batın sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm dedi ve bir anda getirdi. Neml 38-40 Vezir de cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin müslüman ise kerametle kâfir ise sihirle yapacaktı.
 
2- Hz. Meryem peygamber değildi. Kocasız çocuk doğurdu. Hz. Meryem mabette yaşar yiyecekleri kerametle hep yanında hazır olurdu. Kur’anı kerimde Hurma dalını kendine doğru silkele taze hurma dökülsün, buyuruldu, Meryem 24. Hz. Zekeriya Hz. Meryem’in yanında taze meyve ve yiyecekleri görünce hayret ederdi. İşte âyeti kerime meali Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya onun yanına mâbede her girişinde orada bir rızık görür Ey Meryem bunlar sana nereden geliyor der o da Bunlar Allah tarafından diye cevap verirdi. Ali imran 37
 
3- Eshâb-ı Kehf’in kerameti de meşhurdur. Eshab-ı kehf yiyip içmeden bir zarara uğramadan 309 yıl uykuda kaldıktan sonra uyanmışlardır. Kur’anı kerimde İşte bu Allahın kudretini gösteren delillerden biridir. Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. buyuruluyor. Kehf 17-18
 
4- Hz. Musa’nın yanındaki gencin çantasındaki balık canlanıp suya gitmiştir Her ikisi iki denizin birleştiği yere varınca balık şaşılacak şekilde denize gitmişti. Kehf 61- 63
 
5- Kehf suresinin 63. âyetinden itibaren Hz. Musa ile ledün ilmi’ne sahip bir zatın kıssası anlatılır. Özetle şöyledir İkisi Hz. Musa ile bir genç kendisine ilim verdiğimiz birini buldular. Musa ona Sana öğretileni ledün ilmini bana da öğretir misin dedi. O zat da Sen benim yaptıklarıma dayanamazsın dedi. Sonra o zat bindikleri gemiyi deldi. Hz. Musa Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin dedi. Daha sonra bir erkek çocuğunu öldürdü. Hz. Musa masumu öldürdün pek kötü bir şey yaptın dedi. günahsız çocuğu öldürmek elbette çok büyük günahtır. Ama bunu yapan zat kerametle biliyordu 
ki o çocuk büyüyünce zâlim biri olacaktı. Onun yerine iyi bir çocuk verilmesi de istenmişti. Hz. Musa’ya Ben sana yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi dedi.
 
Demek ki o zat Hz. Musa’nın dayanamayacağını da kerametle biliyordu. Hz. Musa’nın arkadaşı duvarları kerametle doğrultuverdi. O zat Hz. Musa’ya bu işlerin hikmetini açıkladı. Kehf 63-81 Hz. Musa’nın arkadaşının Hızır’ın sahip olduğu ilme ilmi ledün deniyor. Bu ilmi ancak tasavvuf sahibi keramet ehli evliya bilir mezhepsizler bilmez. Bir hadisi şerifte buyuruldu ki İlmi ledün sırrı ilahidir. Allah onu salihlerden dilediğinin kalbine koyar. Deylemî Kur'anı Kerim Kehf Sûresi'nde bu mazhariyeti hâiz Allah'ın has bir kulundan bahsederken Sünneti Sahiha bunun Hızır olduğunu söyler Orada bizim seçkin kullarımızdan has bir abidimizi buldular ki biz onu nezdimizden hususî bir merhametle şereflendirerek kendisine ilâhî esrar ilmi öğretmiştik. Kehf / 18-65 şeklinde bir açıklamada bulunur.
 
Tasavvuf erbabına göre işte bu ilim ilmi ledündür. Hazreti Musa gibi ülü'l azm enbiyâdan birisi temelde ilâhî bilgilerde tam metbû olmasına rağmen münhasıran ilmi ledün çerçevesinin belli bir motifinde Hazreti Hızır'a tâbi olarak o ilmin ihata alanını görmeye çalışmıştır. Sahîhi Buhari de bu farkı ortaya koyan şöyle bir rivayet vardır Hızır Hazreti Musa'ya Yâ Musa ben Allah'ın bana öğrettiği öyle hususî bir ilme mazharım ki sen onu bilemezsin sen de öyle bir ilimle serfirazsın ki ben de onu bilemem der. 
 
Evet ilmi ledün umuma ait bir ilim olmaktan daha çok hususî bazı kimselere Cenabı Hak'kın özel bir ihsanıdır ve onların dışındakiler her ne kadar değişik konularda daha fazla malûmat sahibi olsalar da bu mevzuda ilmi ledün erbabının gerisinde sayılırlar. Zira bu ilim liyâkat istidat Allah'a yakınlık gibi hususların şartı adî planında vesilelikleri mahfuz tamamen Allah'ın bir atâ tecellisidir ve kat'iyen kesbî de değildir. Bu itibarla da onun ne okumayla ne araştırmayla ne de daha değişik yollarla elde edilmesi söz konusudur. Evet bu tamamen Allah'ın dilediğine tahsis buyuracağı bir lütuftur ve Allah 
en büyük lütuf ve ihsan sahibidir. Cuma 62-24 .