Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.


Besmele Sırrı Süleyman (a.s.) ve Hüthüt:
Dört kimse Besmele'nin berekatı ile dört keramet buldular. 
 
1- Süleyman (a.s.) emretti Asaf yazdı.  2- Asaf Hüthüt'e iletti. 3- Hüthüt Belkıs'a ulaştırdı.
4- Belkıs okudu. 
Hazret-i Süleyman' dan sonra Meliklik Asaf'a geçti, Asaf İsmullah-ı A'zamı buldu, Hüthüt boğazlanmaktan kurtuldu, Belkıs imanı buldu. Bunun remzi şöyledir ki Hak(c.c.) (Enallahettaliku bila tedbir ve enerrahmanürrezzak bila te'hir ve enerrahimül gafirü bila taksir). Vaktaki Hz.Süleyman (a.s)kitabı Hüthüt'e verdi, kuşlar ona şöyle dediler- Ya Hüthüt' Sen yalnız başına nasıl nereye gidiyorsun? O şöyle cevap verdi: Kimin ki yoldaşı mübarek ism-i şerif ... olur, onun başka yoldaşa ihtiyacı olmaz. Onu başına koyunca tac oldu. Bir kimse (Bismillahirrahmanirrahim)i dilinden düşürmezse; Allahü Zülcelal ona mağrifet tacını giydirir, ebedi zail olmaz. Hüthüt, Belkıs'a giderken nice usta ve sayısız avcıların üzerlerinden uçtuğu halde Besmele-i şerifenin, berekatıyla Hüthüt'e hiç bir avcı zarar veremedi. Cenab-ı Hak mü'min kullarına şöyle hitap etmektedir. Ey mü'min kullarım! Sen dahi nice ateş ve zebani üzerinden geçersin hiç birisinin sana zararı dokunmaz. Tıpkı Hüthüt gibi o da avcıların üzerlerinden uçup geçtiği halde avcılar ona bir zarar verememişlerdir. Besmelenin tekrarı ve ledünniyatına erişmen seni bu azablardan halas edecektir.
 
Hz. Davud'un oglu Hz. Süleyman'ın kurduğu muhteşem kralliğa şahitlik eder. Öyle ki Hz. Süleyman, babasından sınırları Mısır'dan Firat'a kadar uzanan bir krallik devralmis ve kisa sürede hakimiyetini güçlendirmisti. Ve kendi yaşadığı dönemde öylesine büyük bir hakimiyet kurmuştu ki, Allah'a olan imanının ve üstün aklının kendisine kazandırdığı bu ihtişam, yüzyıllar sonra bile insanlarin hayranlığını ve dikkatini üzerine çekmeye devam etmektedir.Hz. Süleyman'ın hayatı, Allah'a gönülden iman eden bir müslümanın aklının ne kadar fazla, ufkunun ne kadar geniş oldugunu bütün insanliğa gösteren çok çarpici bir delildir. Hz. Süleyman (a.s.) cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu ile kurduğu hakimiyeti, muhteşem bir saraydan yönetiyordu. Ve bu saray döneminin en ileri tekniği kullanilarak üstün bir estetik anlayışı ile inşa edilmişti. Sarayında göz alıcı sanat eserleri ve görenleri hayran birakip etkileyen değerli eşyalar, benzersiz bir estetik anlayışı ile yerleştirilmişti. Elbette Hz. Süleyman'ın bu mekânı, görenlerde büyük hayranlık uyandırıyordu.
 
İnsanların bu saraydan bu kadar etkilenmelerinin nedeni ise, insan fıtratına en uygun olan estetik anlayışını ve ortamı birden karşılarında görmeleri olmustur. Zira Hz. Süleyman, yaptırdığı bu görkemli sarayı, imanın nuru ve onun getirdiği üstün bir akıl ile yaptırmıştı. Ve bir Müslümanın hangi çağda veya hangi şartlarda yaşarsa yaşasın Allah'ın kendisine verdiği imkânları en güzel şekilde kullanarak essiz bir mekân olusturabileceğinin en güzel örneğini sergilemişti.Nitekim Kur'ân-ı Kerim'in Neml Sûresi'nin bir çok ayeti, anlatır ki Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. Onlar: "Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun" dediler.(Neml Sûresi 15)Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.(Neml Sûresi 16) Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları Süleyman'ın hizmetinde toplandı, hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu.(Neml Sûresi 17) Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.(Neml Sûresi 18) (Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki:Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat.(Neml Sûresi 19)(Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum ? Yoksa kayıplara mı karıştı?(Neml Sûresi 20)Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!(Neml Sûresi 21) onunla aynı dönemde yaşayan bir kavmin yöneticisi olan Sebe Melikesi'nin Hz. Süleyman'in ihtişamlı sarayını gördükten sonra ona biat ettiginden bahseder.
 
Hz.Süleyman, Sebe Melikesi Belkıs'in varlığını kendisine haber getiren Hüthüt sayesinde ögrenmisti: Derken uzun zaman geçmeden (Hüthüt) geldi ve dedi ki: Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi, ben kuşattım ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim. Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki, ona her şeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var. Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptiklarını süslemiştir, böylece onları (dogru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.(Neml Sûresi 22-24)Bu bilginin üzerine Hz. Süleyman, Allah'ı ilâh olarak kabul etmeyip güneşe secde eden ve şeytanın kendilerine süslü gösterdiği bir sistemi kabul eden Sebe halkını, imana davet etmek için onlara "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" başlayan bir mektup göndermişti. Ve tüm kavmi kendisine teslim olmaya çağırmıştı.