Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.



Bir kimsenin ilmi havas ve dualardan istifa etmesi için bazı şartlarına riayet etmesi daha uygundur. Havas ilminin sırları arzu ettiği muradın hasıl olması için bu şartlara uygun hareket etmek muradın çabuk husule gelmesini sağlar.

1- Şart: Okunacak havas-ı şerifenin tesir edeceğine matlub ve maksudun elbet olacağına itikat etmek ve inanmalı. Kalbi ve zihni ne okuyorsa sadece onunla meşgul olmalı ve kıraat etmeli havas ilminin sırları açılsın. Aceba olurmu, olmazmı gibi boş hayallere kapılmamalı . Binaleyh kalbinde tam bir iman itikat olmayarak havası şerifeyi kıraat ile uğraşmak nafile yere yorulmak olur. Demek ki tam itikat ve iman ile okuyup sabırla beklemek gerekli mutlaka amacına ulaşırsın,şinle ilgili ayet ve esmaları seçip zamanlı ve düzenli bir şekilde yılmadan okumalısın adedince.

2-Şart: Nezafet ve temizlik : havas-ı şerife'yi kıraat (okuma ) esnasında dikkat edilmesi gerekenlerden biriside temizliktir. Bedenin (vucut) mahal (ev) bulundun yerin temiz olması elbisede temiz olmalı bu şekilde üç kısma ayrılır. Vucutta temizlik: Cünüp ve hayzgibi durmlarda temizlenmek lazımdır bu şekilde asla böyle havas okunmaz okunsada sonuç alınmaz. Ervah-ı ulviyeden istifade etmek için abdestli olmak gerekmektedir. Bundan başka vücudun her tarafı necaset (pislik)ten her türlü arınmış bulunmalıdır. Mahalde Temizlik: havas-ı şerife Kıraat (okuma ) yapılacak oda veya herhangi bir mahal temiz olmalıdır. Güzelce süpürülüp silinmeli örümcek ağı varsa alınma toz toprak dağınık bir şekilde olmamalı resim var ise kaldırılmalı. Köpek ve kedi giibi hayvanlar varsa def edilmeli yani ordan uzaklaştırılmalı. Fena pis koku gelebilecek tuvalete yakın olmamalıdır.Elbisede Temizlik: Elbise ve iç çamaşırda necaset, idrar, kan gibi kirlilik bulunmamalıdır. Gayet temiz olmalıdır.Özellikle okumaya başlamadan evvel temiz elbise giymek gerekli devamlı giyelenin pislenme olasılığı olduğundan sık sık kıyafet değişmelidir.

3-Şart: Niyet: havas-ı şerife'yi ve eskarı celileyi (esmaül hüsna) kıraate (okuma)başlamadan evvel niyet etmek lazımdır. Yarabbi sen kadir-i mutlaksın, gizli ve aşikar her şeyi bilirsin, senin emir ve iraden izin ve müsaden olmaksızın hiç bir şey husul bulmaz yerine gelmez. Sen vadinde sadık hulf ve rucudan münezzehsin, bana dua ediniz icabet edeyim buyurdun.Kemal-i Lutf ve kereminden filan (dilek)işimde bana inayet-i rabbaniyeyi yaver ve hidayet-i sübhaniyeni rehber buyur.

4-Şart: Riyazat : havas-ı kıraate karar verdiğin zaman üç (3) veya yedi (7) gün oruç tutup, bir miktar zeytin, veya hurma ile iftar eyledikten sonra karnın tamamen tıka basa dolu olmadığı halde başlamak lazımdır. Soğan, Sarımsak gibi fena kokulu şeylerdenyememelidir. Bazı kendisine mahsus riyazatlarda ise hayvansal gıda asla yenmez örneğin ;et, süt, yumurta, peynir, hayvansal yağlar gibi canlı ve canlıdan çıkan şeylerden yememek o işin çabuk olması için gereklidir.

5 Şart: Buhur (tütsü) : Havas okuma esnasında yakmak lazımdır. Celb. teshir muhabbet gibi hususlarda buhur güzel kokulu şeylerden ak günlük Amber öd meali sail. İnsanlar arasında nefret, kahır ve ayrılık gibi hususlarda, şeytan tersi, kırmızı sarımsak,katır tırnağı,keçi kılı gibi kötü kokulu tütsüler kullanılır.

Bazı havas ve ezkar ve davetlerin kendine mahsus buhurlarıda olabilir onlar kendi içinde belirtilmiştir. Havas okuma esnasında buhur ateşte azar azar yakılır ve eksik edilmez. Okunacak dua ve esmaül hüsna uzun süre sürüyosa veya okuyacak kişi uzun süre iki diz üzerinde oturmasına mani bir rahatsızlığı var ise bağdaş kurup, okuma biterken yine diz üzerine oturup okumayı bitirebilir. havas-ı şerife'yi ve Ezkar'ı Celile'yi okumak için en uygun münasip vakit gece yarısından sonra herkesin derin uykuda olduğu etrafın sakinleştiği zamandır. Bazı havas-ı şerife'de vardır ki kendisine has özel vakit ve saatleri vardır onlarada uyulması gereklidir gününde ve saatinde sayısınca yapmakta fayda vardır.

Havvas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara başlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir.

Çünkü bu ilmin konusunun özünde Allah’ın takdiri ile bilinen veya bilinmeyen ilahi kanunları ruhani ve manevi alemlerin etkileri barizdir. Kişi eğer derse ki; ’Ben havvas ilmini biliyorum’ Ona tavsiyem şudur: Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebilöz (
1- Uzayda ekseni çevresinde yavaşça dönen, kızgın gaz ve tozlardan oluşmuş gök varlığı, nebülöz. 2- Uzayda ekseni çevresinde yavaşça dönen, kızgın gaz ve göktozlarından oluşan bulut görünüşünde gök varlığı.
3- Yıldızlararası uzayda uçuk bulutu gibi donuk görünümlü bölgecikler.) ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende herşeyle bağlantılıdır. Ancak bize düşen gücümüzün yettiği kadar ilmimizin ulaştığı yere kadar Allah (c.c.) izin verdiği yere kadar anlatabilmektir Allah cümlemizi başarılı kılsın, doğru yolundan ayırmayıp kendine kul Resulüne ümmet olmayı ilim ve taat yolunda ilerlemeyi cümlemize nasip eylesin.

Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havvas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatacağım ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde meleküt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acaibiyeti içinde gizlemiştir. Burada sırası gelmişken belirtmeliyim ki; yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz. Bu manevi ilimlerin kaynağı şüphesiz ki; Alim olan yüce Allah (c.c.)’tır. Ve bilinmelidir ki; ilim de Allah’tan başka Allah’ın ilim verdiği varlıklardan veya veli kullarından bu ilimlere vakıf olan insanlardan öğrenilebilir.

Eski kavimler ve uygarlıklar da bu ilimleri manevi makamlardan ve rahmani ruhanilerden hayırlı yönde insanlık alemine faydalı olabilmek için öğrenmişlerdir. Fakat zamanlar içinde insanların aç gözlülüğü, hırsı ve bencilliği şeytanın maddi alemdeki hileleriyle birlikte bu ilmin bilgilerini ve kudretini kötü yönde kullanmak isteyince o insandaki rahmani sıfatların yerini şeytani sıfatlar taşıyan negatif unsurlu varlıklar guruplarından  insanın nefsaniyetine hitap eden bilgiler gelmiştir. Yine buna da örnek olarak Bakara süresinin 102. ayetini yukarıda olduğu gibi örnek olarak gösterebiliriz. Çünkü bu hadiseler yaşanırken bu ilimler aşikardı ancak yukarda sıraladığız gibi bu ilimleri kendi nefsi çıkarları için insanlar kullanmaya başlayınca alimler ve ulemalar kendileri anlayabilecekleri bir dil ve uslupla bu ilimleri rumuzlamak ve gizlemek ihtiyacı hissetmişlerdir. Ancak demişler ki; Arif olanlar anlasın kamil olanlar kullansın. Kısaca buraya kadar anlattıklarımız anladığını ümit eder anladıklarını iyi işler de kullanmanı temenni ederim.

Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği  kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller, çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaylık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılısımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlanmasından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz. Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılısım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi meleküt aleminden bir melek ismi olduğudur.