Doğuda Büyü, doğu büyüsü


Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.



Doğuda büyü: Çin'de, Hindistan'da, Tibet'te, Japonya'da da Büyücülük yaygındı. M.Ö.I. yüzyılda Çin İmparatorluk Sarayı'nda resmi büyücülerin, sokaklarda da resmi olmayan büyücülerin bulunduğu bilinmektedir. Çin büyücüleri kahin ve koruyucu idiler. Bunlar özellikle tılsımları, işaretleri çok iyi kullanırlardı. Japonya'da büyücülük bazı imparatorluk fermanlarıyla yasaklanmasına rağmen yine de yapılıyordu. Japonya'da karı koca arasını açmak için yapılan büyülerden biri, bir terliğin ters çevrilmesi suretiyle yapılırdı. Sevgi için ise, iki kertenkele yakılıp tozları su ile karıştırılıyordu. Hind büyülerinde ise bitkiler kullanılıyordu.

Arap büyücülüğü büyük ölçüde simgeseldir. 5 köşeli yıldız, Süleyman'ın Mührü, (yahudilerde ki gibi) Davud'un kalkanı, Horus'un gözü, ay tanrısı'nın eli gibi geleneksel majik semboller, arap büyücülerinde çok sık kullandıkları tılsımlardır.

İslam Dini, melek, cin ve şeytan gibi soyut kavramlara inanmayı benimsemekle birlikte, en üstün ve yüce güç olarak Allah'ı tanıdığı ve Allah'ın iradesi dışında hiçbir kimsenin hiç bir yolla başka birine yarar ya da zararda veremeyeceğini temel ilke olarak kabul ettiği için, büyü ve büyücüde olanağan üstü bir güç kabul etmeyi, Allah'ın birliği ve gücünün üstünlüğü inancına aykırı bulur. Bu sebeble Ta-Ha suresinin 69 (altmışdokuzuncu ayetinde); Onların san'at diye ortaya attıkları ancak büyücü tuzağıdır, büyücü ise, nerede olursa olsun iflah etmez.  buyurulurken, Maide suresinin 90 (doksanıncı ayetinde), içki ve kumarla birlikte fal okları atmak, taşlar (putlar) dikmek gibi o dönemin (cahiliye arapları) büyü uygulamaları, şeytan işlerinden birer murdar, pis şey, sayılıp yasaklanmış; büyü ile uğraşmak  küfür olarak nitelendirilmiştir. Bu konu ile ilgili olan ayet ise bakara yüzikinci ayettir.

 
 
Sümer mitolojisi'nde Ab-zu, çocuklarını yok etmeye karar vermiş, ama torunu Ea bunu sezip büyü yaparak dedesini yok etmiş. Gılgamış Destanında dedesi Gılgamış'adenizlerin dibinde büyülü bir ot bulunduğunu ve bu otu yiyecek olursa ölümsüzlüğe kavuşacağını söylemiş. Gılgamış otu bulur, ama yemeye vakit bulamaz, bir yılana kaptırır.

Sümer'de büyücü/ sihirbaz aynı zamanda bir baş rahiptir. Mısır mitoloji'nde de Firavun, Nil nehrine bir elmas düşürür, büyücü başının yaptığı bir büyüyle nehrin suları ve elmas getirilir. Büyücü başı ikinci bir büyü ile nilin sularını yeniden nil nehrine doldurur. Eski mısır'da büyücülük resmidir, dini ayini vardır. Büyücü rahiptir, en büyük büyücü ise Firavun'dur. Eski mısır büyücülüğünün amacı insana olumlu ve olumsuz güçlerle başedebilmek için gerekli olan bilgileri vermekti. Ayrıca, meskenleri de kötü ruhlardan korumak için büyü yapılırdı. Hayat evleri denilen okullarda büyücülük öğretilirdi. Bol miktarda koruyucu tılsımlar kullanılır, mumdan heykelcik yapılır ve mum dökülerek ağzı mühürlenirdi, bitkilerde aynı maksatla kullanılırdı.
 
İlkel toplumlarda büyücüler doğa üstü, esrarlı güçlere sahip olduklarına ve güçleri sayesinde diledikleri zaman yağmur yağdırabileceklerine,hastaları iyileştireceklerine, düşmanı öldürebileceklerine, savaşları önleyeceklerine inanıyorlardı. İlkel toplumlardaki büyücülerin çırakları (müridleri) de vardı. Onlara büyü hakkındaki sırları öğretiyorlardı. Bu konuda herşeyi öğrendikleri zaman Sır verme /El verme, denilen tören yapılırdı. Bu tören 18 gün sürerdi. Bu sure içinde mürid ayrı bir kulubede tek başına oturur yaşardı. Sonuncu gün kulubeden çıkar, kafası usturayla tıraş edilir ve ayin başlardı.

Büyücü, Tam-tam'ların ve okunan ilahilerin temposuna uyarak, büyü ile ilgili danslar yapar, sonra müridinin ustura ile kazınmış olan kafasının tepesine, keskin, sivri bıçakla delikler açardı. Bunu müridinin bedenine iyi ruhun girmesini sağlamak için yapardı. Törenin ikici bölümünde, kafası delinen müridin başı üzerinde canlı horozlar parçalanır, çırpınan horozun kanı, çenesine doğru akarken, mürid, horozun sıcak kanını diliyle 3 defa yalardı. Üçüncü bölümde, müridin, vücuduna gücü temsil eden beyaz boyadan benekler yapılırdı. Böylelikle müridin uluların oğlu sıfatına hak kazanırdı. Bundan sonra beyaz bir örtüye sarınır, bütün gece bir hasır üzerinde, düşünceleri ve büyük kutsal varlıklarla, ruhsal bağlantı kurabilmesi için bir kulubede tek başına kalmaya devam ederdi.

Kur'ân-ı Kerim'de, özellikle Hazret-i Musa (a.s) dönemindeki büyücülerin Firavunun emriyle Hazret-i Musa'yı başarısız kılma çabaları ve Allah'ın yardımıyla Hazret-i Musa'nın gösterdiği mucizeler karşısında yenilgiye uğrayarak büyüden vazgeçmeleri ve imana gelmeleri sık sık anlatılmaktadır. İslam bilginleri bazı büyücülerin, az- çok gerçek taşıyabileceği görüşündedirler. Nitekim Bakara Suresinin 102 ayetini bu yönde yorumlayanlar ve örnek verenler çoğunluktadır. İslam'da insanların büyü konusunda bilgi edinmeleri, bulunması muhtemel gerçeklik payını araştırmaları, haram sayılmakla birlikte büyücüler gerçeğe yalan kattıkları , insanları yersiz korku ya da ümidlere saldıkları, kuşkuya ve kaygıya sebeb oldukları gerekçesiyle yerilmişlerdir.

Saygılarımla
Medyum Kenan TEKE