Medyum

ve medyumluk hakkında tüm merak ettiklerinizi, cevap bulamadığınız tüm sorunlarınızı bana buradan sorabilirsiniz.
Medyum Kenan Teke sizlerin mutluluğu amaçlı olarak gelecekten hissiyat yapmakta ve sizlere bilinmeyeneleri söylemektedir.



Bismillahirrahmanirrahim. 
Şeyh İmam Mehmet Gazali hazretleri Cünnetül Esma (Esmaların Kalkanı) hakkında şöyle anlatıyor. Abitlerin, kulup ve evrad'ların gömülü bulunduğu Bağdat'da Medrese-i Nizamiye'de oturuyordum. Elimden geldiği kadar taliplere ilim öğretiyor ve bazı zamanlarda vaaz veriyordum. Bir gün kendi başıma otururken kapı çalındı, açtım bir şahıs girdi ve selam verip : Ben Emirel müminin Halife hazretleri tarafından geliyorum. Halife sizi hemen görmek istiyor dedi ben bir saat sonra gitsek olmazmı ? dediğimde  asla halife hazretleri hemen gelmenizi rica ediyor.

Peki gidelim Bismillah diye yerimden kalkıp merkebe bindim. Saraya vardığımızda gördüm ki, beni bekliyorlar. Hususi bir odaya aldılar. Halife içeri girdi ve izzetle selam verdi . Mukalebesinde ayağa kalktım. halife bana dedi ki, ya imam, sizi acele çağırmaktan maksadım ; Sarayın hazinesinde Ceddim Harun-u Reşit'den kalma deri üzerine yazılmış bir kaç evrak mevcuttur. bunlar Hazreti Emirel Müminin İmam-ı Ali (k.v.) tarafından yazılmış, fakat okunması gayet güç. Bu okunamadı ve ne yazılı bilinemedi. Henüz ben çocukken  benden evvelki halife her sene başında bunu tazim ve tekrim ile başına koyarak  açar ve güzel kokulu şeylerin dumanına tutup ve dualar edip yüzüne ve gözüne sürerdi. Ve sonra sandığa koyardı. Savaşlarda onu beraber götürürve daima savaşı kazanırlardı. Bende aynı adedi takip ediyorum fakat evrakta neler yazılı olduğunu merak ediyorum. Ya İmam, bu asırda senden üstün bir din alimi yoktur. Lütûf ve ihsan et, benim müşkülümü hallet. Dedim ki: Ya Sultan, Hüdayı müteal, seni dünyada envai fazıl ve ihsan ile sevindirip ahirette dahi makamın yüce olsun ki, sen ülemaya hürmet ediyosun , inşaallahürrahman  bu dileğini yerine getireceğim. Halife bir gence emir verdi, hazineyi açtılar envai türlü mücevherlerle işlenmiş sandığı getirdiler. Sandık açıldı içinden demir bir sandık daha çıktı. Üzerindeki bir zincirde anahtar asılı idi. O da açıldı, içinde ipeklere sarılmış bir kaç evrak çıktı. Halife o evrakı alıp yüzüne gözüne sürdü ve bana uzattı . Ben de hürmet ve tazimle onları aldım açtım, gördüm ki: Anlatıldığı gibi Hazreti Alinin mübarek eliyle kûfi olarak yazılmış  Cünnetül Esma'sı  onu biraz tetkik edip okumaya başladım. Evvela Besmele ile Allah'a hamdü senalar ediyor ve sonra şu beyti söylüyordu.
Her kim bizim sözümüzü red ede, biz de gönülden onu red ederiz.

Altında iki kaside yazılmış, bunlarda dünya ve ahiret hususunda öğütler ve bazı esmalar var. rumuz ile İsmi Azam'ı ehline anlatmaya  çalışmış ve ehli olmayandan gizlemiş. Bunların yanında yine Hattı Kûfi (1) ile bu iki kasideyi yazmaktan maksadının ne olduğunu ve ne şekilde kaleme alındığını bildirmiş. Bunlar diyor ki : Kûfe ve Basra'da büyük bir taun hastalığı çıktı. Bir çok kimseler öldü. Hatta bazı yerlerde o kadar çok zaiyat oldu ki, ölüler gömülemedi. Ve yırtıcı kuşlar leşleri yemiye başladılar. (Hazreti Ömerül Faruk (r.a.) halifeliği zamanında Kûfe ve Basra'da büyük bir taun vakasının olduğunu tarih kitaplarında okumuştum. Aceba o zaman ki olan vak'amıydı ? yoksa daha sonramı olmuştu? her ne ise ) Bu hastalığın ortalığı kapladığı bir sırada Kûfe şehri eşrafından Abdullah bin Ebul Münzer kalkıp yanıma geldi ve bana İslamı Yaşamak isteyen Müslimanların çektiği azap ve beladan bahsederek bundan ne şekilde kurtulabileceklerini  sordu. Bende dedim ki: Ya Ebul Münzer, bu haller vaki olduğunda Hazreti Peygamber (s.a.v.)'in okumuş olduğu nice dualar vardır. Onları okuyup Cenab-ı Hakdan bu hastalığı def olmasını niçin istemiyorsunuz ? Vallahi ya imam, beş vakit namaz arkasından elimizden geldiği kadar bildiğimiz duaları okuyor, yalvarıyoruz, fakat netice elde edemiyoruz. İnna lillah ve İnna İleyhi Raciun! Acaba bu sizin duanızın makbul olmadığından veya niyetinizin halis olmadığından mıdır ? Veyahut  da dualarınızda istihza mı var ? (gizli alay etme) Haşa Sultanım, duayla istihza etmiyoruz fakat buyurduğunuz gibi niyetimiz halis değildir. Lütfedin  yüce Peygamberimizden öğrendiğiniz o ismi Azamı bize öğretin, yazalım başımızda götürelim.

Ya Ebul Münzer, bu dediğini açıkça söylemek, İsmi Azamı ifşa etmek olmaz. Fakat sana bir kaç şey söylüyeceğim. Bu sizlere bela ve taundan kurtarmaya vesile olur. Bir kimse bizim sözümüzü Cahilliğinden kabul etmezse şu ayeti oku,  Ve mekeru, mekerehüm ve indallahü mekrehüm ve in kane mekrehüm letezûli minhüccıbal. Bu sebeble o tan eyleyen münkirin başına zeval gelsin. Sana ögreteceğim beyitlerde ismi Azamın mevcut olduğundan hiç süphen olmasın cünnetül esma içinde mevcuttur. Yazılan birinci kaside tecümesi, Besmele ile iptida söze başladım, hem hakka hamdettim ve sena kıldım daim selam olsun ol Kamil Resul'e kim onunla Hüda'nın doğru yolu bulundu Hakkın en hayırlı kulu ve alemin ulusu mahşer gününde ona eyler iktida bu ümmetin günahı ne kadar çok olsa bile onun yüzü suyu hürmetine Hak affedecek, Muhammed (s.a.v.)'in ruhuna salavatı çok getirenin dilekleri Hak katında kabul olur, Ya Rab, Ali'ye hüsnü rızanı kıl nasip sensiz hayatı neyleyim ölüme razıyım bin canım olsa hep yoluna eyleyim feda.

Dünyada nice ferahlık ile dirlik olur, Ya Rab, senin kudretinle duruyor arz ve sema hayat vaktine ölüm daim son verir, herkes fena denizinde yürümeye koyulmuşlar aniden ölüm onları bulur, o kimseleri taûn hastalığı yakalar. Mümin olanları şehit eder kazanın eli onları kurban etti o zamanın ümmeti düşşe delalete onlara taûn ile veba gönderilir kolaymı sandın ateşi taun'u ondan kendini daim koru onun kıvılcımı ve ölüm korkusu seni yakar. Bunlar fena işlere koyuldukları için Allah taun'u musallat etti belki akılları gelir başına cehennem ateşi bekler kafirleri cennet nimetleri gözler müminleri taunla şu can ki akibet şehit oldu  sevindi cennete girdi şifa buldu ihlas ile amel kılan bu dünyada buldu ticarette Hüdanın izniyle zenginlik ey bana taun için sual soran Hakkın esmasıyla def olur belaya Esmayı Hakkı, pak ve azim ve aziz'dir, onun menfaatleri halka açıklandı yazgil besmeleyi hiç kusur koma zem eyle Ferdün ve Hayyün ve Kayyumu ona ardınca yaz Hakemün, Adlün ismini sonunada yazasın Kuddüs ismini ve sonra En'am suresinde olan ayeti ekle ve dahi harfleri yaz ki anlatacağım. Buna benzer bir şey gelmedi bana inan kulak ver sözlerime bunların adedi on dokuzdur bunlarla daire tamamlanır.

Koy harfleri kalemle daireye onu misk ve zaferanla yazasın namına Cünnetül Esma diyesin ve taun hastalığına sana kalkan oldu. Şu kimseki musubeti tauna uğradı bu varakı suya koyup sıka suyunu alıp içe varaki susuz bir kuyuya ata. O su ona şifa verir ol saat, bir koyun kurban et fakirlere dağıt, bu size hakkın bir hediyesidir, bu sırrı veli şu kimseye açma kim yüzünde hayır ve cömertlik alameti olmayana inkar edip bunu şol kim cehlile tan eder, korkma sana bağırır sanki havlar. Gark olduğum Resulü hüda'nın ilim denizidir ol denizden içenlere ne mutlu hakkın bütün güzelliği smasında gizlidir anınla kalblerini temizleyen ariflerdir bu öyle cevahir ki kimse bunu bilmedi hiç bir zengin  buna malik olmadı, Hz. Ali Ebülmünzir'e bir kaç kelime daha yazmış, izahat vermiş. BU dua En'amda olan 19 harfli ayet (evemen kâne) ile başlayan o harflerin cehennem zebanilerinin alınlarında yazılı bulunduğunu söyleyip, onların bu harfler dolayısıyla cehennem ateşine takat getirdiğini ve altı esma ki harflerinin toplamı 19 içinde İsmi Azam'ın bulunduğunu ve bu Cünnetül Esma'nın kılçtan keskin olup taun ateşini defettiğini bildirmiş.